batuhan_ersun

Birlikte Yaşam

| 0 Yorum

Son dönemlerde ülkemizin en acil ihtiyaçları; bir arada yaşama kültürü, uzlaşı, karşılıklı saygı gibi uluslararası alanda her ülkenin ihtiyaç duyduğu niteliklerdir. Özellikle son bir kaç senedir giderek büyüyen bu ihtiyaçlarımızı karşılamak için pek de fazla çaba gösterdiğimiz söylenemez.

Bu niteliklerin aksine, biz giderek daha fazla kamplaşan, uzlaşmayı unutan, en basitinden kendinden farklı olana, farklı düşünene karşı saygısını yitiren bir toplum oluyoruz.

Bu gidişatı durdurmak, içinde bulunduğumuz anormal toplumsal dönem içinde kolay olmayabilir ama kaçınılmaz olarak bunu durdurmalıyız. Aksi halde şu an bile sıkça rastladığımız ırkçılık problemi, bu ülkenin geleceğinde daha da ciddi bir sorun olacaktır. “Bu topraklarda ırkçılık olmaz” yaygarasından sıyrılıp, bu konu üzerine ciddi şekilde eğilmemiz gerekmektedir.  Çünkü “bu topraklarda da” ırkçılık alenen olmaktadır. Yapılan anketlerde görülen, kendisinden başka bir etnik kimliğe ya da dine mensup insanları komşu olarak bile istemeyen insanlar “bu topraklarda” yaşamaktadırlar. Belki çok yakınımızdalar, belki bizler de bu gruba dahiliz.

Peki ama bu gidişat nasıl değiştirilebilir? Çözüm daha fazla demokrasi talebi sonucu elde edilecek demokratik kazanımlarda yatıyor. Soruyu direkt olarak “demokrasi” ile cevaplamama sebebim, talepler olmadan bu demokrasi kazanımının olamayacağını vurgulamak içindir. Her şeyden önce bu toplumun gençleri olarak bizler aza kanaat etmemeyi öğrenmeli, hakkımız olanı alana kadar her alanda mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Sivil toplumun gelişmesi, demokrasi taleplerinin kitleselleşmesi ve sonuç olarak hakların kazanımı bu yolda kaçınılmazdır. Ancak unutmamız gereken, demokrasi denen şeyin her coğrafyada zorlu bir kazanım süreci içinden çıktığıdır.

Daha fazla demokrasi demek, bizleri karşılıklı nefret ya da ırkçılık tehlikesinden kurtarabilecek yegane şeydir. Uzlaşı kültürünün yerleşmesi için, karşılıklı saygı ortamının kurulabilmesi için en kritik öğedir demokrasi. Karşımızdaki insanın da en az bizim kadar demokratik hakları olduğunu kavramak, kendi haklarımızı diğerlerinden farklı görmemek ve sonuç olarak bireysel değil, kitlesel haklar için mücadele etmek takip edilmesi gereken yoldur.

Şu an gidişatın tersi yönde olduğu, bir gerçek ne yazık ki. Ama bugünün yetkililerinin “geleceğin geçmişi” olacaklarını, ve bizlerin gelecek olduğumuzu unutmadan çabalarımızı sürdürmemiz, sivil topluma katkılarımızı sunmamız gerekiyor. Bu alanda hepimizin yapabilecekleri sınırsız, kaçınılmaz olarak bu canlı sivil toplumun bir parçası olduğumuzu unutmayarak başlayabiliriz mesela.

Batuhan ERSUN

Denizcan Sarı

1991’de Aydın’da doğmuştur. İlköğretimi Aydın Yahya Kemal Beyatlı İlköğretim okulunda tamamladıktan sonra, eğitimine Aydın Emel Mustafa Uşaklı Lisesi’nde devam etmiştir. 2010 yılında girdiği Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü 2015 yılında bitirmiştir. İzmir İtalyan Kültür Merkezi, Üniversiteler Spor Ligi, Turkuvaz Medya İzmir gibi kuruluşlarda kurumsal ve dijital iletişim alanında çalışmalar yapan Denizcan Sarı, Kasım 2015’den beri Ortak Gelecek için Diyalog Derneği’nde dijital operasyonları koordine etmektedir.

Denizcan Sarı
Denizcan Sarı

Son GönderilerDenizcan Sarı (Görüntüle)