muratyardimci_baska_bir_dunya_mumkun

Farklı bir Dünya mümkün

| 0 Yorum

Dünya’da ve ülkemizde sosyal girişimcilik alanında, farklı noktalarda birçok gelişmeler yaşanmakta. Bu gelişmeler farklı alanlara hizmet etmekte ve hemen hemen hepsi de Türkiye’de eksikliğini yaşadığımız ekosistemin oluşması için umut vermekteler. Türkiye’deki üniversitelerin çoğu fakülteleri için oluşturdukları sosyal girişimcilik ve sosyal girişimciliği destekleyen yeni derslerle, sosyal değişim ve sosyal değişim ile ilgilenen kişilerin bir araya geldiği aktiviteler, son zamanlarda sosyal girişimcilerin hem mekan hem de süreçte yaşadıkları diğer ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile kurulma sürecinde olan farklı kurum ve kuruluşların oluşması ve bu yönde kattıkları vizyon/stratejileri ile Türkiye’ye katma değer oluşturması…

Türkiye’de son beş yılda, tüm bu gelişmeleri yakından takip ettim. 2014’ü yarılamaya hazırlanırken, bu son beş yılda zaman zaman tam ortasında bulunduğum, zaman zaman dışarıdan izlediğim bu sürecin kendime ait bir değerlendirmesini yapmak istedim.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sosyal girişimcilik etrafında çeşitli kavram karmaşaları yaşanmakta. Öncelikle sosyal girişimler ile özel sektör, devlet, STK, sosyal şirket arasındaki belirsiz alanın getirdiği tanımlamalarda yaşanan zorluklar var. Bir yandan birçok dernek yöneticisi kendisini sosyal girişimci olarak tanımlarken, diğer taraftan sosyal sorumluluk projeleri bile bu şemsiye altında yer edinmeye çalışmakta.

İkinci bir tartışma sosyal girişimcilik ve sosyal kapitalizm arasındaki ince çizgide gerçekleşiyor. “Dünyanın geleceği piyasa tabanlı düşünen sosyal girişimcilerin elindedir” tanımlamasında beni rahatsız eden bir şeyler var. Pazar ekonomisinin araçlarının olduğu gibi alınarak, sadece sosyal, ekonomik ve çevresel fayda yaratma görüşü ile uygulanmasının sosyal girişimcilik olarak tanımlanmasında bana göre uyuşmayan noktalar var.

Bu yaklaşımın yeterince bütünsel bakamamamızın bir sonucu olduğu ve iki kavramı birleştirmeye çalışırsak günümüzde yaşadığımız sorunlara bir çözüm

getiremeyeceğimiz kanısındayım. Yaşadığımız sistemde işlemeyen noktaları büyük bir cesaret ve vizyon ile eleştirebilmeli, öğrendiklerimizi aynı hataları tekrarlamamak için eyleme dönüştürebilmeliyiz.

Bu bağlamda Dünya’da olup bitenlere bakmak, dinlemek ve hissetmek çok önemlidir. Küçük güzeldir kavramı, yerel ekonomiler, armağan kültürü vb. birçok de

tay (benim son zamanlarda üzerine sıkça kafa yorduklarımdan) bakmamız gereken noktalardan sadece bir kaçı. Büyük bir değerler dizisi değişimi yaşadığımızın farkında olmalıyız.

Tüm bu anlam karmaşaları ve tartışmalar sosyal girişimcilik kavramının tam olarak ne olduğunun ortaya konamamasından kaynaklanıyor. Türkiye’de konu ile ilgilenen ve öncülüğü yapan kişilere bu konuda büyük sorumluluklar düşmekte. Kavramın, Türkiye’ye uygun olarak tanımlamasının yapılması çok önemli. Bu konularda bir think tank düzenlenmesi uzun vadede büyük faydalar getirecektir diye düşünüyorum.

Son olarak tüm bu tartışmaların, kafamızda yer alan soru işaretlerinin olumlu olduğunu ve bir şeylerin değişmeye başladığını haber ettiğini düşünmekteyim. Özellikle Türkiye’de bu alandaki çalışmaların tekrar faaliyete başlaması ile Anadolu’daki sosyal girişimcilere ulaşma ve sosyal girişimcilerin esas ihtiyaçlarının keşfedilmesi noktasında umarım birçok yol kat edebiliriz.