merve_kaynak_sinirlari_asmak

Sınırları aşmak

| 0 Yorum

Bu kavram ilginçtir çünkü içinde hem birliği hem de çeşitliliği barındıran tek vatandaşlık biçimidir. Küreselleşme ile birlikte bu vatandaşlık kendini uluslar ötesi organizasyonlara bırakmıştır. Sınırların olmadığı bir vatandaşlık tarzıdır. Farklılığa saygılı ve herkesi içine alan bir vatandaşlık biçimidir.  Ama milliyetçilik bunun aksine bir millet ve din,dil ve ırk bütünlüğü gerektirmektedir. Gittikçe sınırların oluşmasıyla milletler çeşitlenmiş ve aslında bu sınırları aşmak zorlaşmıştır.

Bu kavramı öncelikle Erasmus öne sürmüştür. İnsanların birliğini ve devletlerin aslında yapay bir ayrılık oluşturduğunu öne sürmüştür. Gerçekten bu kavram kulağa hoş gelse de uygulanabilirlik oranı tartışmalıdır. Kozmopolitanizm kesinlikle milliyetçiliğe karşıdır. Millet kelimesi latin kelime olan nasci kelimesinden gelmiştir ve insanların doğum yerleriyle birbirlerine bir köken olarak bağlandıklarını göstermektedir. Aslında doğduğun kara parçasının ulusu senin milli kökenini oluşturmaktadır. Bu da bir patriotik duygu yaratarak milliyetçilik duygusunu yaratmaktadır. Globalleşmeye devam etmekle beraber ulusların etkileşimleri hızlanmaktadır. Etkileşimler genişledikçe kimlikler artık ön planda olmamaktadır. Mesela günlük hayattan örnek vermek gerekirse bir yabancı ülkeye gittiğimizde size sorulan ilk sorular içinde nerelisin ? Nerede yaşıyorsun? Milletin nedir? İnsanlar bizi bu sorularla tanımaya çalışırlar. Eğer almansa söyledir, fransızsa böyledir. İnsanların kafalarında hep bir soru işareti oluşmaktadır. Genelleme yaparak kişileri tanımaya çalışırız. Kosmopolitanizm bunu reddeder. Karşımdaki kişi bir birey öncelikle bir insan olarak tanımak onların prensipleri içindedir.

Milli kimliklerimizin sınırlarını aşarak bu önyargılarımızı aşabilir miyiz ? O bir muammadır. Ama kavram olarak idealist olsa da ütopya olarak görülse de belki  dünya vatandaşlığı kavramının sınırları aşılabilir mi? Her ne kadar demokratik, farklılıklara saygılı olsakta, her zaman bir tanımlama yapılmaktadır ya da bir üst kimlik yaratılmaktadır. Eğer Amerika’da yaşıyorsan, ama milletin farklıysa Amerikalı olmayı kabul edebilirsin. Farklılıklara hoşgörü olsa bile yine bir üst kimlik, ulusun senin kişiliğini belirliyor.  İnsanlar birbirlerine Mirror Stage(ayna etkisi) yapıyor, yani insanlar bize kim olduğumuzu hatırlatıyor. Size bir yaşanmış hikayeyi anlatmak isterim. Bir başı açık kadın ve bir doktora öğrencisidir. Avrupa’daki milliyetçilik akımları üzerine tezini yazmaktadır. Avrupa’da bir ülkeye gider ve araştırmaya başlar. Bir üniversitenin profesorüne gider ama başörtüsü takar. Profesörün tepkisi söyle olur: sen kapalısın. Senin ailen nasıl izin verdi ? Nasıl araştırma yaparsın. Ve kişi gerçekten görür ki ona konuşurken kim olduğu yansıtılır. Onunla konuşurken bir önyargı vardır. Bu önyargı kişileri ötekileştirir. Ben ve sen kimliği yaratır. Bu durumda evrensel, barışçı herkesi kucaklayan bir vatandaşlık sisteminden bahsetmek olanaksızdır.

Tüm bunları aşmak istemek kesinlikle ütopyadır ve idealist bir istektir diyebilirim. Evrensel bir dünya vatandaşlığının olabilmesi için kesinlikle önyargıların ve tabuların yıkılması gerekmektedir. Temennim barış ve global vatandaşlık için ne gerekiyorsa yapılmalı ve ona giden yollara olanak tanınmalıdır.

Merve KAYNAK

Denizcan Sarı

1991’de Aydın’da doğmuştur. İlköğretimi Aydın Yahya Kemal Beyatlı İlköğretim okulunda tamamladıktan sonra, eğitimine Aydın Emel Mustafa Uşaklı Lisesi’nde devam etmiştir. 2010 yılında girdiği Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü 2015 yılında bitirmiştir. İzmir İtalyan Kültür Merkezi, Üniversiteler Spor Ligi, Turkuvaz Medya İzmir gibi kuruluşlarda kurumsal ve dijital iletişim alanında çalışmalar yapan Denizcan Sarı, Kasım 2015’den beri Ortak Gelecek için Diyalog Derneği’nde dijital operasyonları koordine etmektedir.

Denizcan Sarı
Denizcan Sarı

Son GönderilerDenizcan Sarı (Görüntüle)